O BİR DÜNYA SANATÇISI

 In Uncategorized

Güzel Ordu Kültür Sanat Derneğinin her ay periyodik olarak sürdürdüğü sohbet gecesinin konuğu, varlığı ve sanatı ile gurur duyduğumuz bir dünya sanatçısı olan Gürbüz Doğan Ekşioğlu idi. .

1954 yılında Mesudiye de doğup dokuz yaşında Ordu’ya yerleşen  Şevket ve  Hatice Ekşioğlu’nun oğlu olan Gürbüz Doğan Aziziye mahallesinde ki Gazi ilk okulunda İlk okulu, Hamdullah Suphi de Ortaokulu, Ordu Lisesinde liseyi okuyup İstanbul’a gidiyor.

Lise deki resim hocası Necati Yeşilyurt kendisindeki cevheri görüp “Oğlum sen akademiye git” demesi üzerine,  Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu sınavına giriyor ve Grafik Bölümünü dereceyle kazanıyor.

Şimdiki adı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan okulunda 25 yıl öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra emekli olan Ekşioğlu, şimdi Yeditepe Üniversitesinde öğretim üyesi olarak öğrenci yetiştirmeye devam etmektedir. Aynı zamanda Caddebostan’daki atölyesinde eserlerini tükenmeyen bir enerji ve sevgiyle üretiyor…

Ekşioğlu, çizimlerinde, mizahın olmazsa olmaz bir karşı duruş, zeka, ironi ve yaratıcılıkla harmanlayıp kendine has bir mizah üslubu kullanıyor.  Karikatür, illüstrasyon, grafik resim de diyebileceğimiz benzersiz eserleri ulusal ve uluslar arası alanda 71 ödülün sahibi oldu. Amerika’da ilgi gören eserleri defalarca sergilendi, New York Times dergisinde kapak oldu.

Kendi deyimiyle resim sergisi olarak 47 sergi açan  sanatçı; bir illüstrasyon dışında, karikatür adıyla sergi açmadığını söylüyor. Çünkü karikatürde ki dışa vurumculukla,  illüstrasyondaki anlatım  karikatürle birleşir ama karikatür daha yalın daha sert daha basit çizimle yapılır hem anlatımda hem çizimde mizah vardır. Benim çizimimde mizah yoktur. Ben reel çizerim. Ama karikatürdeki o mizah keskinliği kullanıyorum. Resimde malzeme vardır, kendimizi ifade edebileceğimiz her malzeme bizim kullanma aracımız oluyor. Onlarda yapılmış oldukları malzemeye göre biçim alıyorlar. Aynı işi kağıda yaptığınız zaman başka bir sınıfa giriyor, dijitalle yaptığınız zaman başka bir sınıfa giriyor tuvale yaptığınızda başka bir sınıfa girebiliyor.

Çizimlerinde çok fazla kedi kullanmasını ise şöyle açıklıyor sanatçımız; New York Times’ın kapağında kedi resmim yayınlandı, çok ilgi görünce kediyle devam ettim. Köpek resmim yayınlansa ve o ilgi görse ona devam ederdim. Kediyi de köpeği de kuşları da severim. Ayrıca doğa, insan ve hayvan ayrılmaz bir bütünüz. Biri olmazsa diğeri de olmaz.

Sanat topluma yön verir mi sorumuza ise, evet verir çünkü sanat avangarttır, sanat soru sordurur, hayal kurdurur. Darvin şöyle der; “Sanat ve bilim kuşun iki kanadıdır, kanadın biri olmazsa kuş uçamaz.” Darvin’in de dediği gibi sanat dünyayı olumlu yönde değiştiren bir üretimdir sanatla bilim eşdeğerdir.

Eserlerindeki şiirsellik ve duyarlılık için esinlendiği kaynak olarak anne babasını gösteren sanatçı; babam şiir yazardı hatta 1974 de Kıbrıs’la ilgili destan yazmıştı, bu destanı ağabeyimle çoğaltıp pazara gittik ve sattık. Annemle ilgili duyarlı bir anım ise,  ağabeyim askere gitti, giderken üzerinden çıkardığı gömlek duvarda asılı kaldı tam 24 ay… Annem onu, oğlu askerden gelene kadar  duvardan indirmedi.

Ekşioğlu, okulu bitirdikten sonra çok iyi bir maaşla bir ajansta çalışıyor ancak mutlu olmadığını hissedince bırakıyor işi. Sınava girip asistan oluyor. Çok az parayla severek yapıyor işini, üstelik yeni evlenmiş ekonomik sıkıntı var. O zaman yarışmalara giriyor, yarışmaların getirisiyle evine çamaşır ve bulaşık makinesi alıyor daha sonraki ödülle kooperatife giriyor. İyi yapılan iş hangi iş olursa olsun para getiriyor diyor. Yarışmalara katılmadan da ödül aldığını ama oralardan sadece plaket verildiğini ifade ediyor…

Yarışmaların bir önemini de şöyle açıklıyor; hiç aklınızda yokken,  sizden istenen bir konu üzerinde çalışıyorsunuz gerekli olmayan bir iş yapıyorsunuz ama geçiminizi sağlama da yardımcı oluyor…

Risk almayı sevmediğini garantici olduğunu anlatan Ekşioğlu, bununla ilgili olarak çocukken Ordu rıhtımında arkadaşları ile yüzerken ki bir anısını şöyle anlatıyor. Arkadaşları denizde yüzer sonra gider rıhtımın başından atlarlarmış, kendiside oraya kadar denizde yürüyerek gider, boyuna gelen yeri tespit edip ancak o zaman rıhtıma çıkıp atlarmış.

Ordu’yu şehir olarak güzel bulan, denizini, mavisini eserlerinde kullandığını, çok sık gidemese de gittiğinde çok keyif aldığını ifade eden sanatçımız, Enis Ayar’ın yaptığı vos vos şenliğinde şehrimizi süsleyen afişin de, Uğurcan Ataoğlu ile birlikte yaratıcısıdır.

Neli pidenin her söyleşi de sunduğu pancar çorbası ve mısır ekmeği ikramı ile başlayan söyleşimiz, Ordu’yu anarak,resim sanatı üzerine  bilgilendirici sohbetle güzel bir atmosferde sonlandı…

Gülçin Üstüntaş

Merhaba