Erdal BEŞİKÇİOĞLU- TİYATRO DELİSİ

 In Uncategorized

Güzel Ordu Kültür Sanat derneğinin Şubat ayı konuğu hemşehrilimiz Erdal Beşilçioğlu’ydu. O,  Behzat Ç  dizisi ile televizyonda, Bir Delinin Hatıra Defteri, Tüy Kalemler’le Tiyatroda, Köprü, Müzeyyen Bu  Derin Bir Tutku ve Çiçero  filmleriyle sinemada halkın sanatçısı olan bir fenomen. Kariyerinde daha pek çok başarılı olduğu oyun, dizi ve filmleri var. Bu kısacık zaman dilimine sığdırabildiğimiz kadarını, sanatsever Ordulu dostlarımızın yarattığı sıcak atmosferde gerçekleştirdik. Söyleşi öncesi, Neli Pidenin her zaman ki pancar çorbası ve mısır ekmeği ikramını ve lezzetini unutmamak gerekir.

Ordu’nun, Ünye’nin doğasına aşık bir aktör Erdal Beşikçioğlu. Hatta Boztepe’den yamaç paraşütüyle şehrin üzerinden süzülmenin keyfini yaşamış, unutamıyor…

Babanız Ünyeli siz Ankara’da doğmuşsunuz, gider misiniz arada, yakınlarınız va mı?  sorusuna;

 Nerede doğduğunuz değil, nerede evrildiğiniz önemli. Ben altı yaşından sonra gitmeye başladım  Ünye’ye,  amca oğullarım vardı, onlarla denize girerdik.  En güzel ergenlik yıllarımı  yaşadığım yerdir orası… O nedenle bende derin izleri vardır. Hatta Karadeniz sanat başkenti olmalıdır diye düşünürüm. Ancak şimdilerde o güzelim fındık bahçelerinde beton binaların yükseldiğini görünce bahçeler küçüldü gözümde. Bu çok üzücü. Kendini doğa ya adayan insanlar var. Bu sorunlarla uğraşmalılar,  uğraşıyorlar da… Bunun bir çözümü olmalı,  çok yazık oluyor Karadeniz’e…Diye üzüntüsünü dile getirdi.

. Tiyatronun metaforik anlam da  bir iletişim aracı olduğunu düşünen sanatçı, İnsanlarla kendi içimdeki sosyal iletişimi kurabilmek İçin tiyatro yapıyorum. Diyor.

Deli rolleri size çok yakışıyor, deli olmak nasıl bir şey sorusuna ise;

Keşke özel hayatımda da bu kadar özgür bir deli olabilsem…Mesela, Bir delinin Hatıra Defteri’nde, deliliğe vurup,  siyasi düzene, hatta inanç sistemlerine bile çakıyor,  Bir başkaldırı oyunu bu…diyor. Bunları bir oyunda söyleyebilirsiniz ancak.

Tiyatro toplumu dönüştürebilir mi sorusunu şöyle yanıtladı Beşikçioğlu;

Toplumsal aydınlanmanın sırrı tiyatrodan geçer. 2. Dünya savaşında  epik tiyatro doğmuştur. Almanya için çıkış yoludur bu… İnsanlar bir hikayeyi seyrederken aslında sosyolojik bir vakayı seyrederler, çıktıkları zaman oyundan birbirleriyle konuşurlar, o hikayeyi derinleştirirler.  Avrupalı bunun bilincindedir… Bizde bu olamıyor maalesef.

Yıllarca emek verdiği, Devlet tiyatrosundan emekliliği baki kalmak üzere ayrılıp, konservatuvar zamanından itibaren var olan, gençlerin yaptığı Tatbikat Sahnesini arkadaşları ile birlikte yeniden kurmuş Beşikçioğlu, O zamanın başbakanı çıkıp “sizin paranızı ben veriyorum, elbette benim dediğimi yapacaksınız” deyince, kimyası bozulmuş , çok sevdiği yuvasına  veda etmiş.

Behzat Ç dizisi,  insanları evine kilitleti adeta.  Adaletin peşinden koşan bir baş komiser. insanlar kendileriyle özdeşleştiriyorlar, yapmak istediklerini yapan, olmak istedikleri gibi olan biri var ekranda…O dönemde öyle geçti işte…Çok ceza yemişler ama, öyle söylüyor.

Bir Delinin Hatıra Defterini 10 yıldır oynuyor, 2500 kişilik Gösteri Merkezinde boş tek bir koltuk bile yok. Orada izledik bizde dernek olarak. Manzara umut verici, malzeme iyi olursa alıcısı bulunuyor diye düşünüyoruz sevinerek. Darası bütün tiyatroların başına diyoruz. SANATA EVET…

Gülçin Üstüntaş

 

 

 

Merhaba